tv izle haber kıl dönmesifull film izle

Oryantalizm ve Oksidentalizm 2

0

Posted on by

97f5cb03-1a18-4539-b574-efb9f9519b54.jpg

Oryantalizm’in Doğuşu
Bilim ve Felsefede
Batı Âleminin Doğuya karşı husumet ve korkusuna karşın sistematik Oryantalizm’in başlangıcı genelde gıpta ve hayranlığa dayanır. Daha Milâdî 8. Yüzyıl’da yâni İslam’ın zuhurunun ikinci yüzyılında İslam bilgini Vâsıl bin Atâ’nınehl-i sünnetten ayrılıp, kendisini “ehlü’ladlve’ttevhîd-adalet ve birlik yanlısı” olarak ilân ettiği ve dinde mantıkî yorumu, rasyonalizmi seçen inancının gerici Hrıstiyan Batının aksine bilimde alabildiğine gelişme yolunu açtığı (bir tür Atatürkçü) devrimin ve parlak bilimsel utkuların Endülüs Emevîsi Müslümanları ile İspanyaya ve öteki Avrupa ülkelerine taşınmasından ve Batıda yeni kültür dünyaları ile kaynaşmaları sonucu kazanılan ufuk genişliğinin daha rahat bilime açılmasına olanak vermesimden Batıda giderek daha fazla tanındıkları Doğuya karşı hayranlık fizizlenecektir. Ancak “sünnet ehli” bu inanca Arapça “i’tezile-ayrılmak, sapmak”dan sözcüğünden “Mutezile” sapanlar adı vermişlerdir. Latinceye en yakın dili konuşmalarına rağmen ne Latince ne Yunanca bilen İspanyollar öğrendikleri Arapça ile klasik Yunan ve Latin kaynaklarını öğrenebilmişlerdir. Ancak, XI. Yüzyılda Selçuklu Sultanı Melikşah’ın danışmanı olup bir hükümdarın güçlü olması için halkın aydın ve bilinç sahibi olmaması gerektiği öğüdünü veren İranlı hoca Muhammed bin Gazalî, Yunan düşünürlerini yorumlayan büyük İslâm bilginleri Farabî ve İbn-i Sinayı küfürle suçlar ve İslâm Âleminin bilimsel gelişmesinin sonunu getirir. Endülüs’de, Kurtuba (Cordova) doğumlu, müzik kuramlarına varıncaya kadar pek çok bilim dalında üstad olan İbn-ürRüşd, başta Aristo, bir çok klasik Yunan filozoflarından yorumlar yapan son İslam bilginidir. Onun eserlerinin çoğu Batı dillerine çevrilmiştir. Bunun için, sembolik bir Vietnam Savaşı suçluları mahkemesi kurduğuna değindiğimiz 20. Yüzyılın Britanyalı aydınlarından BertrandRussell: “İslam uygarlığının sonu, Hristiyan uygarlığının başlangıcı İbn-ürRüşd’dür” der.
Bu bakımdan karşıt inanç sistemlerine müntesip olmanın yarattığı husumetle birlikde gerek İspanyada gerek Haçlı seferleri zamanında KudüsdeHrıstiyan prens, şef ve komutanlara “Ahde vefa-pactasuntservanda” ilkesini gütmede örneklik yapan KurtubaEmiri Abdürrahman, Eyyubî Hanedanı kurucusu Selâhaddin-i Eyyubî gibi ahlâkî disiplini, fikir yaşamı ve becerisi yüksek olan Müslümanlardan ders alınması göze çarpar. Eski ve Orta Çağların Doğu Kültürlerine hayranlık XVIII. Yüzyıl Aydınlanma Çağı düşünürlerince başlamıştır. Voltaire, Zerdüştlüğün, Hrıstiyanlığa üstün mantıkî “Deizm”i (Tanrıcılık) inancının araştırılmasını önermiştir. Gene Fransız olan bir Hint kültürü uzmanı Abraham Anquetil-Duperron yıllarca Hindistanda kalarak ve orada öğrendiği Farsça çevirisinden Zerdüştlüğün kutsal metni “Avesta”yı 1771’de Fransızcaya ve 1804’de Latinceye çevirmişti. 1774-1856 yılları arasında yaşamış Avusturyalı diplomat Joseph vonHammerPrugstall 15 yaşından itibaren Viyana Doğu Dilleri Akademisinde Türkçe, Arapça, Farsça öğrenimi yaptığı gibi İtalyanca, Fransızca, Latince ve Yunanca da öğrendiğinden Doğu ve Batı kültürleri arasında kıyaslamalı araştıma yapmayı başarmıştı. 1799’da, ilerici Padişah Sultan Selim III. zamanında İstanbula geldi; Doğu Akdenizde Napolyon’un açtığı çatışmalara İngilizlerin yanında katıldı; gittiği Mısırda Arapçayı iyice öğrendi. Ülkesine döndükten sonra İstanbul ve Türkî kavimler hakkında müteaddit kitaplar yazdı ve “Avusturya Oryantal Derneği”ni kurdu. 1835’de kendisini tamamen tarih çalışmalarına adayarak 1836’da uzun süre kaynak kitap oluşturan “Geschichte der OsmanischenDichtkunst-Osmanlı Kültürü Tarihi”ni yazdı. Gene ilerici bir Padişah olup Tanzimat Fermanını ilân eden Sultan I. Abdülmecid zamanında, 1851’de kurulan Encümen-i Dâniş’e üye seçilmiş bir Şarkiyatçı bilim adamıdır. Osmanlıya sempatisi o kadar fazladır ki Kırım Savaşının cereyan ettiği 1856’da “Geschichte der Chane der Krim-Kırım Hanları Tarihi”ni yazmış; kendi eli ile tasarımını yaptığı kabir taşı Viyana’da vefatında mezarına dikilmiştir. Taş üzerindeki kitabe “Hüvelbaki” diye başlar, “Rahman olan Allah’ın rahmine sığınan üç dilin tercümanı Yusuf bin Hammer” diye sonlanır.
Gene 18. Yüzyılın Yunanca, Latince, Farsça, Arapça, İbranice öğrenen ve Çince’nin temel kurallarını araştıran çok yetenekli dilbilimcilerinden İngiliz William Jones, Orta Doğu, İran, Türk elleri hakkında yazdığı eserleri ile Doğu kültürlerinin Batıya kaynaklık ettiğini ortaya çıkarmıştı. Karl Marx da Diyalektik (eytişimsel) Mateyalizm ve Tarihsel Materyalizm yöntemleri ile yaptığı çıkarsamalarda “Asya modeli üretim’in değişmezliği” kanısına varmıştır. XIX. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış Oryantalist Fransız bilgini EugeneBurnouf eski Pers çivi yazısını deşifre etti. XIX. Asrın, çalışmalarının büyük kısmını Britanyada gerçekleştiren Alman Oryantalist dil bilgini FriedrichMaxMüller (1923-1900) yaptığı Hint ve kıyaslamalı din araştırmalarını, İskoç Çin dili uzmanı olup 1893’de “Konfüçyüs’ün Analektleri-Seçme Sözleri”ni İngilizceye çeviren James Legge /1815-1897) ile birlikde “Hindoloji ve Doğunun Kutsal Kitapları” adlı 50 ciltlik eserde topladı. Kendi yönetimi altında bunun İngilizce çevirisi de yapıldı. Turanî halklar (Türk halkları) ve dilleri disiplinini de geliştirdi. Ve aynı dönemde İslamlıkla ve genelde “OrientalStudies-Doğu Araştırmalar”ı ile ilgili ilk akademik disiplin kurumları oluşturuldu.
Bu proorientalist (Doğu sempatizanı) araştırmacılar yanında liberal ekonomi’yi geliştiren ünlü John StuarttMill’in babası İskoçyalı klasik ekonomi ve politika kuramcısı James Mill Doğu ülkelerini yoz ve statik (duragan) olmaları bakımından eleştirmekteydi. Akademik araştırmalara parelel olarak (Doğu ülkelerinin gerçekten, önemli ölçüde dekadansından kaynaklanan) olumsuz tavırlar da yaygınlaşmış; fakat zaman zaman abartı ve önyargı ile “anlaşılmaz, düzenbaz Doğulu, anlaşmak mümkün olmayan Türk” gibi olumsuz nitelemeler Doğu insanına reva görülmeye başlamıştır.
Gerçekten, 1875-76 yıllarında çok sert biçimde bastırılan Bulgar isyanı Avrupada büyük tepki doğurmuş Türk zûlmüne karşı ağır eleştiriler ve aşağılamalara yol açmıştı. Britanya Kraliçesi Victoria döneminin İskoç deneme ve yergi yazarı Thomas Carlyle (1881’de onun biografisini yazan Charles NorrisWilliamson’un naklettiğine gör) “UnspeakableTurk-Muhatap alınamaz Türk” nitelemesi ile andığı Türkler hakkında: “Benim açık ve net olarak verebileceğim tek tavsiye/ konuşulmaya değmeyen Türkle muhatap olmayıp / ülkesinin dürüst Avrupanın rehberliğine bırakılmasıdır,” sözleri ile Türklerin boyunduruk altına alınması gerektiğini ima etmişti. En azından I. Cihan Savaşı sonundaki İstiklâl mücadelemizi verinceye kadar Avrupalının zihnine bu zalim ve nadan Türk imajı yerleşti. Genel olarak da kültürel hareketsizliği ile kökenini Klasik Yunan ve Roma’dan alan dinamik Batı uygarlığına asla yetişemiyecek olan Doğunun tümüyle sömürge displinine sokulması gerektiği bir inanç hâlini aldı. Oysa, tarih araştırmaları yapan Nazmi Öner Hocanın Kenthaber sütunlarında çıkan “İskender ve Hellenistik Kültür” hakkındaki yazılarındaki iki âlemin birbirlerini tanıma çabasının çok önceye dayandığını; çok donanımlı bir şekilde yapılan seferlerin fetih ve ganimet arayışından çok keşif ve kültür mübadelesine yönelik olduğu fikrine ben de katılıyorum. Batılıların uygarlığın kökeni olarak kabûl ettikleri Hellenistik kültürün, dürüst Batılı Şarkiyatçıların da kabûl ettikleri üzere Anadolu, Mısır, Pers, Hint, Orta Asya kültürlerinin muhassalasıdır.
Buna ek olarak, ilk kez Venedikli (aslında o zamanlar Venedik Dukalığına bağlı; şimdiki Hırvatistan’ın Curzolakentinten) tacir Polo ailesinin, 1270’ler civarındaki Uzak Asya gezilerini Cenova tutsağı iken koğuş arkadaşı PisalıRusticiano’ya anlatıp yazdırdığı Marko Polo anıları “Ilmilione”den ilk kez oldukça geniş biçimde, Moğol Yuan Hanedanı yönetimi zamanındaki hâliyle Avrupaya tanıtılan Uzak Doğu Çin uygarlık ve kültürünün, eskiliğini de göz önüne alırsak hepsine parmak ısırttığı ortadadır. MÖ. 551-479 tarihleri arasında yaşamış büyük filozof ve siyaset kuramcısı, “bir devletin yönetiminin yakınındakileri sevindireceği, uzaktakileri oraya cezbedeceği ölçüde başarılı kabûl edileceğini” söyleyen Konfüçyüs’ün toplumsal ahlâk disiplini ve bilim geleneği Çin’i de aşmış; başta Kore, Japonya, Vietnam olmak üzere tüm Uzak Asya ülkelerine yayılmıştır. Onun çok sayıda eserleri ile tanıttığı temelde ahlâk felsefesi olan öğretileri çoğunlukla din kabûl edilmiştir. Ayrıca, Şintoist, Taoist, Budist gibi Uzak Asya dinleri mensubu olanlar gibi Uzak doğudaki Müslüman ve Hrıstiyan kitleler de Konfüçyüs geleneğini paylaşmaktadırlar.
MÖ.1000 yıllarında barutun icadı, Çinli kimyacı BiŞeng’in, Alman Gutenberg’den çok önce, (1050 civarı) porselenden dökme harflerle baskı makinasını icat etmesi ile teknolojide öncülük eden Çini Hrıstiyan Dünyasından önce gezip gören gene Endülüslü, Faslı Berberî Müslüman İbnBatuta’dır “Rihle-Seyahat” adındaki eserinden, Kuzey Afrikadan Batı Afrika, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Güney Asya ve Çine kadar uzanan İbnBatutaÇindeÇuan-çu, “Medinet-ül El Hansa-Hansa Kenti” diye isimlendirdiği Hangçov ve Pekin kentlerini ziyaret etmiş; Pekin’in temizliğini ve düzenini övmüştür.
Marko Polodan iki dekad önce (1245-1247 arası), Papa Innocent IV. Adına Moğol Büyük Güyük Han’ı ziyaret etmek üzere Çin’e gelmiş ilk Polonyalı papaz Benedik belki fazla ses getirmemiştir ama belki Çine karşı tecessüsün doğması ile Avrupada “Sinoloji-Çin araştırmaları”nın yolunu açmış olabilir. Fakat sistematik Çin araştırmaları 16. Asır’da, Portekizlerin Çindeki ticaret üssü Makao kentinde kurulu Cizvit misyonerlerinden en etkilisi olan İtalyan Cizvit papazı MatteoRicci’nin (1557-1610) açtığı çığırdan yetişen Barili İtalyan Cizvit MiquelRuggiero ve Polonyalı Cizvit ve oryantalist MichalBoym (1612-1659) ve İstanbul, Rum Fener Pastrikhanesi eğitimli Buğdanlı (Moldavya) NikolayMilesku ilk Avrupalı sinologlardan sayılır. Çin’in komşusu Rusyadan Çin ve Mogol tarihi üzerine kitaplar yazmış NikitaYakovleviçBiçurin’i de (1777-1853) ve gene Cizvit misyoner olan Fransız SéraphinCouvreur’ü (1835-1919) bu arada saymak gerekir.
Fakat modern anlamda “Sinoloji” Alman lengüistHansGeorgCononvon der Gabelentz (1840-1893) ve Çin tarihi uzmanı ve Çinceyi çok iyi bilen Fransız EdouardChavennes (1865-1918) tarafından tesis edilmiş; Chavennes etrafında Taoizm uzmanı HenriMaspero, Orta ve Uzak Asya araştırmacısı Paul Pelliot, Çin araştırmalarında sosyolojik yöntemi getiren MarcelGranet gibi ünlü öğrenciler yetiştirmiştir.
Türkiye’de Atatürk’ün talimatı üzerine 1935’de Ankara’da kurulan Türk Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde hemen iki yıl sonra “Sinoloji” bölümü açılmış; kürsü başına Nazilere duyduğu nefret yüzünden ülkesi Almanya’dan ayrılan poliglot (çok dil bilen) Profesör WolframEberhard getirilmiştir. İlk öğrencisi Muhaddere Özerdim ilk Türk Profesör olup kürsüyü devralmış; Çinde de konuk profesörlük yapmıştır.
Zamanımızdaki Dünya siyasetini etkileyen Doğuya (ör. Türk dostu Yahudi kökenli Amerikalı tarihçi Bernard Lewis gibi) olumlu ya da olumsuz bakan bilim adamları vardır ama bunları dizi sonunda siyasal değerlendirme bölümünde ele alacağız. Şimdi “OksidentalizminDoğuşu”na geçelim.
Sürecek

”Atatürkçü olduğumuz için hedefteyiz”

0

Posted on by

c8a9a2b3-15e6-43bc-845b-2329c82ef1dc.jpg

Yargıtay’ın şike davasında 6 yıl 3 aylık cezasını onadığı ve en az 2 yıl 8 ay daha hapis yatması gündemde olan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, kararın ardından açıklamalarına devam ediyor.
İşte Aziz Yıldırım’ın Posta gazetesine verdiği röportaj;
- Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
“Gayet iyiyim”
- Bekliyor muydunuz böyle bir kararı?
“Tabii ki bekliyordum”
- Yargıtay bu kararı bozer diye aklınızdan hiç geçmiyor muydu?
“Hiç öyle bir beklentim yoktu. Kamuoyunda öyle bir hava yaratmaya çalıştılar ama ben emindim”
- Havaalanına indiğinizde ne hissettiniz?
“Mutlu oldum, duygulandım. Bunun sebebi 16 yıldır Fenerbahçe’de yaptıklarım. Bakın bu salonu (Fenerbahçe Ülker Arena) ben yaptırdım. Stat yaptık. Samandıra’yı yaptık. İyi takımlar kurduk. Kalıcı şeyler yaptık. İnsanlar bunu görüyor, bunun için arkamızdalar”
“MAHKEMEDEKİ İSİM, YARGITAY’DA DEĞİŞİYOR”
- Başından beri bir tezah var diyorsunuz. Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
“Kardeşim ben şike yapıp yapmadığımı bilmiyor muyum? Şike tapmış olsam bu kadar dikilebilir miydim? Her şey ayarlanmış, tezgah kurulmuş. Emenike para saydı diyorlar, görüntü yok. Yok tarlalar, Sivas’a para gitti, ortada para yok. İddianame hazırlanıyor.
Fezlekedeki oyuncunun yerine başka oyuncu koyuyorlar. 19 maç deyip 6 maça indirdiler. Bunu hazırlayanların hepsinin sonradan istifa etmesi gerekirdi. Bu ne biçim tezgahtır. Ben şike filan yapmadım. Suçlamayı yapan ispat eder.
Bana şike yaptın diyorlar, onlar yaptığımı ispatlayamıyor. Benim yapmadığımı ispat etmemi bekliyorlar. Böyle bir saçmalık mı olur? “Bu parayı şuradan aldın, şuraya bıraktın, al sana görüntü” demen lazdım! Nerede? Yok öyle bir şey. İbrahim Akın olayı… Yahu ben para flan vermedim. İddianamedede Ahmet Çelebi, Bülent İşçan vasıtasıyla parayı verdi diyorlar. Yargıtay kararında başka bir şey diyorlar. Mahkemedeki isim Yargıtay’da değişiyor. Bu nasıl hukuk? Biz kime güveneceğiz?”
“ATATÜRKÇÜ OLDUĞUMUZ İÇİN HEDEFTEYİZ”
- Peki hedef ne?
“Hedefte ben yokum. Fenerbahçe Kulübü var. Ben Fenerbahçe’nin başkanı olduğum için hedefe girdim. Hiçbir zaman ne hükümetten ne de cemaatten yana oldum. Atatürk ilkelerine bağlı, Cumhuriyet’in değerlerine, laikliğe inanan biriyim. Bunlara yanaşmadığım, bunlarla birlikte olmadığım için hedefteyim. 16 yıl başkanlık yaptım. Bir tane ihale aldım mı? Haa, ihale aldım, 5 milyon – 10 milyon benim mühanedislerim alıp o da kendi maaşlarını çıkartıyorlar. Onun dışında benim başkanlık dönemimde böyle bir camiayı yöneten adam olarak benimle ilgili bir kelime söyleyebilir mi kimse? Söyleyemez. Çünkü yapmadım. O zaman ne oluyor? Taraf oluyorsun. Benim tarafım belli. Ben Atatürkçüyüm, Cuhmuriyetçiyim, laikim. Ödedeğim bedel bunun bedelidir”
- Kim ödetti?
“Onu da siz bulun.”
- Avukatlarınız ne diyor? Ne kadar yatacakmışınız?
“26-28 ay arası”
- Yeniden yargılanma olacak mı sizce?
“Adil, yeniden yargılanma olacaksa varız. Onun dışında af-maf istemiyorum. Beni adil, taraftar kişiler yargılayacaksa olur ama aksi olmaz. Benim öyle bir ümidim yok ama Allah bu ülkeye yardım etsin”
- Mahmut Uslu, “Başbakan yeniden yargılanma garantisi verdi” demiş…
“Hayır Mahmut Bey’in ifadesi o değil. Mahmut Bey’le görüşmede başbakan hiç bu konulara girmedi. Tamamen Başbakan’ın yeniden yargılanma konusundaki kamuoyu deklaresinden dolayı ona ithafen böyle bir yere çekildi”
- Size ulaşan bir bilgi yok mu peki?
“Bilmiyorum. İlgilenmiyorum.”
- Aileniz ne durumda?
“Herkes biliyor nereye gittiğimizi, ne olacağını da biliyor. Rahatız”
- Fenerbahçe’de ne olacak?
“Fenerbahçe Türkiye’nin en önemli kalesidir. Bir şey olmaz. Başkan da yönetim de sorun olmaz, hallolur. Tüzüğe göre gereken yapılır”

Tüketiciye SMS yağdırıyorlar

0

Posted on by

483e1782-6ab8-4c33-8995-9c684ac48708.jpg

Kredi kartı alışverişlerinde 1 Şubat’ta başlayacak sınırlama öncesinde bankalar harekete geçti.
Sabah gazetesinden Hazal Ateş’in haberine göre; Kredi kartına taksit sınırlamasına yönelik düzenlemede geri sayım başladı. Bankalar ve firmalar, 1 Şubat’ta sınırlanacak bütün uygulamaları son fırsat olarak tüketiciye SMS yoluyla pazarlıyor.
Bankalar, müşterilerini kredi kartı limitlerini artırmaya çağırırken, bazıları 20 bin liraya kadar bile çıkarıyor. Uzun süredir uzak durulan akaryakıt ürünlerine de taksit yapılıyor. Cep telefonundan kuyumculuk sektörüne kadar birçok firma da 12 taksitten son kez yararlanarak stoklarını eritmek için kampanya yapıyor.

LİMİT MESAJI YAĞMURU

Taksitin tamamen kaldırıldığı televizyon, fotoğraf makinesi, bilgisayar gibi ürünlerde, anlaşmalı kredi kartına peşin fiyatına 9 taksit olanakları sunuluyor. Bankalararası Kart Merkezi yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile birlikte taksit sınırlamasını yakından takip edecek.
Bu kapsamda özel bir ekip oluşturularak, 9 ay sınırının aşılıp aşılmadığı günlük izlenecek, ihlal eden firmalar takibe alınacak. Yeni düzenlemeyle kart limiti gelirin 4 katını geçemeyecek. Bankalar, düzenleme öncesinde müşterilerini arayarak ya da SMS göndererek limit artışına davet ediyor. Tüketicilere "Limit yazıp gönderin artıralım" mesajı gönderiliyor.

Evin davetsiz misafiri

0

Posted on by

6a8ea81f-acb8-4016-abb7-f75f62cb28ab.jpg

BURSA’nın Karacabey İlçesi’nde, zeminle aynı seviyede olan evin çatısına çıkan inek, prefabrik çatının çökmesi sonucu evin yatak odasına düştü. Kısa süreli şoku üzerlerinden atan ev sakinleri ineği saman verip sakinleştirerek, evin dışına çıkardı.
Olay, dün Karacabey’e bağlı Yeniköy’de meydana geldi. Cevdet Karaçoban’a ait bir cephesi yamaca dayalı evin çatısında biriken meşe tohumlarını yemek için çıkan ineğin ağırlığına dayanamayan prefabrik kaplama çöktü. Çatının çökmesi sonucu yaklaşık yarım ton ağırlığındaki inek, büyük bir gürültüyle evin yatak odasına düştü.
Olayın gündüz saatlerinde olması ve yatak odasında kimsenin olmaması olası bir faciayı önlerken, gürültüyle düşen ineğin çıkardığı ses ev sakinlerinin ilk anda korkmasına neden oldu. Sesin geldiği yöne koşan aile sakinleri, yataklarının üstünde bir inek görünce ne yapacaklarını şaşırdı. Kısa süreli şoku üzerilerinden atan ev sakinleri, kendileri gibi şoka giren ineği ürkütmeden samanla sakinleştirerek dışarı çıkardı.
’İNEK DE BİZ DE ŞANSLIYMIŞIZ’
Cep telefonuyla yataktaki ineği görüntüleyen ev sakinlerinden Ömer Karaçoban, olay gece yaşanmadığı için şanslı olduklarını belirterek şunları söyledi:
"İnek tam yatağın üstüne düştü çünkü. Eğer yatan birileri olsaydı sakat kalabilirlerdi. Sesi duyup içeri koştuğumuzda yataktaki ineği görünce önce olayın nasıl olduğunu çözmeye çalıştık. Sonrasında hepimiz bu komik duruma güldük. İnek de çok şanslıymış. Tam yatağın üstüne dört ayağının üzerine düşmüştü. İnek de bizde çok şanslıymışız."

Ayvanın mucize etkisi

0

Posted on by

fb88d1f1-41ae-4f5c-9dda-925d5264a4e3.jpg

Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı.
Ayvadan hazırlanan reçel ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir.
Kalbi güçlendiren en önemli besinlerden biridir.
Ağız kokusunu gidermede çok faydalıdır.
Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı.
Ayva çiğ yendiğinde dişleri temizleyen etkisi mevcuttur.
Damar sertliğine ve karaciğer temebelliğine iyi gelir.
Özellikle ayva yaprağından yapılan çay, kalp ağrılarına iyi ve sakinleştirici etkiye sahiptir.
Varise iyi gelen özelliği mevcuttur. Yorgunluk ve bitkinliği önler.
Ağız içinde oluşan yaraları tedavi edici özelliğe sahiptir.
Ayva kabuğu ve çekirdeği kaynatılıp içilirse idrar yolu iltihaplarına iyi gelir.
Pişirilmiş ayva, böbrek, mide, ağrılarına iyi gelir. Özellikle mide bulantısı ve mide ülseri çekenler için çok yararlı olacak bir meyvedir.
Önemli not; Yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlar için tehlikeli bir meyvedir. Çok tüketildiği taktirde kabızlık problemine neden olabilir. Pişirilerek veya reçeli, kompostosu yapılarak tüketilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

1 2 16 17 18 19 20 21 22 23 24 128 129